NoveliqaAteş ve Buzun Kıymıklarında / Sırlar Kapanını Aralıyor :0%
Log in

Chapter 5

Sırlar Kapanını Aralıyor

Kapının gıcırdayan menteşesi, ofisin sessizliğini delip geçti. Ses, Lara’nın kulaklarında bir çınlama gibi çakıldı; omuzlarındaki yükü azıcık daha ağırlaştırdı. Deniz’le aralarındaki görünmez çizgi, kırılgan bir kristal kadar inceydi artık—bir adım fazla atılsa, paramparça olacaktı.

Lara, nefesini tutmuş, gözlerini Deniz’in sert yüzünden ayıramıyordu. Her şey o an durdu sanki; saatler geçti ama zaman ilerlemiyordu. Deniz’in soğuk bakışları, içinde büyüyen bir fırtına gibiydi. Ne kadar saklamaya çalışsa da, orada, oracıkta, kırılmayı bekleyen bir duvar vardı.

“Bunu yapma, Deniz,” diye fısıldadı Lara, kendi kendine. Dudakları titriyordu; kelimeler hayatından çok uzaktı. “Bir kez daha yıkılan ben olmayacağım.”

Deniz, avuçlarını sertçe masaya bastı. Parmak uçları, üzerine bastığı parlak yüzeyde küçük çatlaklar yaratacak gibi görünüyordu. “Sen anlamıyorsun,” dedi, sesi buz gibi keskin. “Burada olanlar, sadece iş değil. Çok daha derin şeyler var gizli.”

Lara bir an için yutkundı. Yıllardır içinden gitmek istediği bu karanlıkta yeniden boğulmaya başlıyordu. Deniz’in sözlerinde bir ağırlık vardı. İtiraf etmek istemese bile, o ağırlık yenmeye hazır bir yük değil, kalkan gibiydi.

“İçeri gel,” dedi Deniz aniden. “Konuşmamız lazım.”

Lara’nın kalbi hızla çarptı. Aralarındaki o gerginlik, dalgalar gibi yükselip alçalıyordu. İkisi de bu tuhaf oyuna devam etmekten yorulmuştu; sanki kaybetme pahasına teslim olmaları gerekiyordu.

Ofisin derinliklerine doğru ilerlerlerken, Deniz’in adımları soğuk, kararlı ve durgundu. Lara onu izlerken, ondan kaçmaya yemin ettiği geçmişinin gölgeleri omuzlarının üstüne çökmüş gibiydi. Şimdi, bu gölgelerle yüzleşmekten başka çaresi yoktu.

İçeri girdikleri küçük oda, ofisin soğukluğundan farklı olarak daha karanlık ve sıkışıktı. Bir duvarda eski, sararmış aile fotoğrafları asılıydı; aralarında Lara’nın çocukluğundan birkaç kare de vardı. Deniz onların önünde durdu, parmakları fotoğrafın birine dokundu.

“Babanın değil, annenin sırrından söz ediyorum,” dedi, sesi bir fısıltı kadar kısıktı. “Kuşkulu bir hikâye var, Lara.”

Lara'nın gözleri büyüdü. Aniden yüzünden akan ter damlalarının farkına vardı. İçini saran soğuk, nefesinin buharı gibi görünüyordu. “Ne... ne diyorsun?” dedi yavaşça, sesi kırılgan.

Deniz derin bir nefes aldı, gözlerini kaçırmadan ona baktı. “Ailenin geçmişi hakkında, bugüne kadar hiçbir yerde duymadığın şeyler var. O sihirli kutudan birini ben açtım, Lara. Söylemek zorundayım.”

Lara, sanki yerinden fırlayacakmış gibi toparlandı. Ellerini yumruk yaptı, tırnakları deri altına battı. “Bunu nereden biliyorsun?”

Deniz’in yüzü hiçbir duygu göstermeden sabitlendi. O an, odanın içindeki ışıklar daha da soluklaşmış, dünya dönmeyi bırakmış gibiydi. İki düşman, geçmişin sert gerçekleriyle burun buruna gelmişti; yaşanacaklar, her ikisinin de hayatını değiştirecekti.

Ve tam o anda dış kapıdan hızlı, üstü kapalı bir tıklama sesi duyuldu.

Lara gözlerini Deniz’den ayırmadan fısıldadı, “Kimdi o?”

Deniz’in derin, tehditkar bir gülümsemesi belirdi. “Sırlar kapanını araladı, Lara. Şimdi gerçekten bitti.”

Kapı kendi kendine yavaşça aralanırken, gölgeler de odanın içine sinsice sızdı.

---

(DEVAM EDECEK)