NoveliqaAteş ve Buzun Kıymıklarında / Geçmişin Hayaleti :0%
Log in

Chapter 3

Geçmişin Hayaleti

Kapıdaki keskin vuruntu, Lara'nın göğsünde yankılanan bir silah sesi gibiydi. Elleri titreyerek dosyayı sıkı sıkıya kavrarken, yüzündeki ifadede panik değil, öfke vardı. Nefesi ağır ve düzensizdi; ciğerlerine dolan hava, karın boşluğunda buz kesen bir sızıya dönüştü.

İstanbul’un kalabalık sokağı arkada, içeriye sinsice sızan soğuk ve nemli rüzgar, pervazlara değip uğulduyordu. Gölgeler bir an için sıklaştı, tıpkı Lara’nın zihninde beliren karanlık anılar gibi.

Kurumuş bir yaprağın kıvrılması, küçük ve sinsi bir hışırtıyla duyulunca Lara irkildi. Kafasını hafifçe kapıdan çekti; göz bebekleri hızla odanın loşluğunu taradı. Karanlıkta bile, sinsi bir gölge varlığını saklamaya çalışıyordu.

"O sen misin?" diye fısıldadı, sesi nakış gibi titrek ama meydan okuyucuydu.

Sessizlik, birkaç uzun saniye boyunca odada kalın bir tabaka gibi yayıldı. Sonra sürüklü bir ayakkabı sesi... Yavaş, bilinçli. Adımlar kapıya doğru yaklaştı, her biri sanki Lara’nın sinir tellerine dokunuyordu.

“Lara...” diye başlayan ses, geceyi yırtan ince bir diken gibiydi.

Soğuk. Umutsuz. Yıllar sonra bile çözülemeyen bir karmaşa.

Geriye dönük kalbinin derinliklerinde yankılanan o ses, Deniz Aral’ın sesiydi.

Lara, aniden sarsıldı. Ellerindeki dosyayı düşürmek istedi ama direnç gösterdi kendi iradesine. Onu bırakırsa, bütün o güvenlik duvarları bir kez daha çatlar, geçmişin karanlık gölgeleri üzerine çullanırdı.

Birden beyninde restorasyon başladı—her biri keskin ve acı verici.

Deniz...

İhanet.

Yanmaktan korkan kalbinin hikayesini tutan ilk kırık...

Üç yıl önce, tam da bu şehirde, yeni bir projede birlikte çalıştıkları o günlerde...

Lara’nın genç, kusursuzca örülmüş dünyası, birdenbire paramparça olmuştu.

Gecenin içinde yankılanan Deniz’in kahkahası, Lara’nın rüyalarına sinsice sızıyordu hâlâ.

“Sen bana güveniyordun, Lara,” demişti, boğuk ve kirli bir alayla. “Oysa ben tüm planları yaptım sen fark etmeden.”

Bakışından düşen kıvılcım, Lara’nın içini kavurmuştu. O an, kalbinden bir kısmı öldü.

Karanlıkta hissettiği nefret yanında, alışılmışın dışındaki bir başka duygu da başlamıştı filizlenmeye: çaresizlik.

“Beni neden terk ettin?” diye fısıldamıştı kaçamak bir şarkı gibi. Ama kendisi bile yanıtını bilmiyordu o zamanlar. Belki korkmuştu. Belki yeniden kaybolmaktan.

Gözleri bu anların hayaletini kovmaya çalışırken, odadaki hava ağırlaştı. Ayağının altındaki parke yavaşça çatladı sanır gibiydi.

“Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak,” dedi Deniz, adımlarını hızlandırarak ve yüzündeki gölgeyi iyice belirginleştirerek.

Lara, hemen arkasına döndü, kelimeler yumruk gibi havada uçuştu:

“Ne istiyorsun? Neden geri döndün?”

Deniz, dudaklarını kıvırıp alaycı bir gülümseme savurdu. “Sadece hesaplaşmaya.”

Kalp atışları sertleşti. Karanlığın içine sıkışmış o eski yaralar yeniden kanamaya başladı.

Birden kapının ziline basılı olan küçük telefonu titreyen elleriyle çıkardı. Ekran parlaklığı onu kör etti, ama mesajı okumaya çalıştı.

‘Onunla mücadele etmeden önce hazırlıklı olmalısın.’

Hızla gözlerini masa üzerindeki boş kalem kutusuna çevirdi. Mesajın sahibi kimdi? Ve kendini bekleyen oyun neydi?

Deniz, yanağındaki ince çizgi kalıplanmış bir hayal kırıklığı ve meydan okumayla, “Hazırlıklı mısın, Lara?” dedi.

İşte o an, önünde duran seçim netti: ya geçmişin kıymıklarını söküp çıkaracak, ya da kendini sürüklendiği bu ateşin içinde tamamen yakacaktı.

Ancak, karanlığın içinden gelen bu uyarı, sarsarcasına bırakıldı çatıdan süzülen yalnız bir damla gibi...

Ve kapının önünden hışımla çıkarken, Lara’nın aklındaki tek düşünce yankılandı:

‘Hazırlıklı ol...’ dedi mesaj.

Peki, gerçekten hazır mıydı?

Yaralar kapanacak mıydı yoksa nihayetinde bedenini kucaklayan bu buzun sonsuz soğukluğuna mı teslim olacaktı?

Gölgeler içinde kaybolan Lara’nın ardından, İstanbul sokaklarının karmaşası bir kez daha özümsedi kaderin acımasız oyununu.

Şimdi tek bir soru kaldı: Bu sefer hayatta kalacak mıydı? Yoksa geçmiş, onu sonsuz karanlığına mı çekecekti?

Ve işte, kapı tekrar arka planda gıcırdıyarak kapandı.

Sessizlik şimdi daha da ağır, daha da kalın.

Ve hikaye, kanla yazılan bir sayfanın eşiğinde duruyor…

* Son.