NoveliqaAteş ve Buzun Kıymıklarında / Yalanların Çemberi :0%
Log in

Chapter 15

Yalanların Çemberi

İki yanı keskin bir bıçak gibi gerilen gizem, mürekkep gibi odanın içinde yayılıyordu. Kapı arkasındaki sessizlik, ahenkli bir kasvetle yükselen nefeslerde boğuldu. Lara’nın kalbi, göğsüne sanki bir ahtapotun soğuk kolları sarılmış gibi sıkışıyordu.

“Kim…” dedi Lara, kelimeler dudağından uçarcasına kaçarken, sesi kırık ve yavaş bir fısıltıydı. “Kim aramızda, Deniz’le bu kadar yakın?”

Ceyda’nın bakışları bir anlığına dondu; o ana kadar masumiyetini koruyan ifadede ince, ama hemen fark edilen bir titreme belirdi. Beden dili bir anlık kırılmalara izin verdi; elleri masanın kenarına kenetlendi, tırnaklar deriye hafifçe bastı.

“Lara…” dedi Ceyda, sesi dalgalanıyordu ama onun için daha da sarsıcı olan kelimeleri söyleyemiyordu bir türlü.

Lara adımlarını geri çekti, inci taneleri gibi dizilmiş harflerin arasına giren yalanların, özenle saklanan gerçeklerin kokusu yükseliyordu. Karanlıkta kalan ipuçlarını toplarken gözleri titredi; sessizlik, suskunluğun kör edici ağırlığından kurtulmaya çalışıyordu.

“Ceyda, eğer...” diye başladı yine. "Bana doğruları söylesen…” Dudakları kurudu, kelimeler boğazında düğümlendi. Derin bir nefes aldı, sanki ciğerlerini izbe bir bataklıktan temizlemek istercesine. “Neden sakladın? Deniz’den ne bildiğini?"

Ceyda gözlerini kaçırdı, dudaklarını ısırdı. O anda Lara’nın dünyası; aynı anda hem zamansız hem de ağır ağır yapılan bir ihanet tablosuna dönüştü.

“Lara, lütfen yanlış anlama...” diye fısıldadı Ceyda, sesi kırılmaya başladı. Ancak ardından gelen cümleler buz gibi bir hançer gibi saplandı kalbe. “Ben onu zorunluluktan gördüm. Başka şansım yoktu.”

Lara irkildi. “Zorunluluk mu? Ya da daha çok, istediğin için mi gizledin? Yıllardır içimizdeydi ve biz bilmiyorduk.”

Baş dönmesiyle yere oturabilecekken, ayakta kalmayı seçti. Masanın üzerinden eski bir fotoğraf albümü çekti ortaya; sayfalar arasından Deniz ve Ceyda’nın bir arada olduğu kareler, smilinin ardında saklanan kara sırları haykırıyordu. Gözleri ekrandaki hiçbir tasarım kadar net değildi artık.

"Bu yalanların içinde boğulmak istemiyorum," dedi Lara, sesi artık bıkkınlıktan çok, öfkeden parlıyordu. "Deniz’i yanımdan def etmeye çalışırken, bana en yakın olanın onunla dans ettiğini mi izleyeceğim?"

Ceyda’nın gözleri parladı. “Sen anlamıyorsun, Lara. Deniz ile bağımız sadece geçmişten değildir. O benim eski sırdaşım, herkesin bilmediği taraflardan biri.”

Lara kahkahaya boğuluyordu şimdi; boğuk, acı bir kahkaha. “Sırdaşın oldu diye, bana ihanet etmenin ne anlamı var?”

Kapı aniden çalındı. Dışarda bekleyen gölgenin silueti, ışığın keskin çizgileriyle dans ediyor; duvarsal sessizliği paramparça edecek o anın kapısını aralıyordu.

Lara adımını attı. Kalbi her zamankinden hızlı atıyor, eski yaralar tazeleniyordu içinde.

Kapının diğer tarafında kim vardı?

İhanetin maskesi artık düşmek üzereydi.

Ve en büyük ihanet, en yakınlarından mı geliyordu?..

Ve kapı açıldı.