NoveliqaAteş ve Buzun Kıymıklarında / Yeniden Başlamak :0%
Log in

Chapter 1

Yeniden Başlamak

İstanbul’un erken sabah serinliği, sabah kalabalığının boğucu gürültüsünün altında hafif bir sis gibi dolaşıyordu. Lara Evcimen, derin bir nefes aldı; nefesinin içinde yeşil kahvesinin acı kokusu ve yeni bir hayatın belirsizliğine duyduğu karışık heyecan vardı. Sarı tramvayın tekerlek sesleri, sokakta bir yerlerin kıpırdanmaya başladığının habercisiydi.

Büyük cam ofis binasının önünde durdu. Şehrin karmaşasında, o parlak, siyah camlar sanki içine saklanmış sırlar fısıldıyordu. Lara, soğuktan hızlanan kalp atışlarını bastırmaya çalışırken, çantasını omzundan kaydırıp itina ile kapıya yaklaştı. Adımlarının sesi, kaldırımdaki çatlak taşlardan yansıyarak, kendi kendine verdiği sözün yankısı gibiydi: “Burada yeniden başlayacaksın.”

İçeri adımını attığı ilk an, hava aniden değişti. Klima sesi, uzaktan kahve makinesinin uğultusu ve yoğun, steril bir hava birleşerek yeni bir dünyaya giriş yaptığı hissettirdi. Lara, bekleme salonunun köşesindeki buz gibi metal sandalyeye oturdu. Yanındaki ekranlarda renkli grafikler, tasarımların animasyonları dönüyor; herkes bir şeyler yaratmanın telaşındaydı.

Birden kapı açıldı. Güçlü bir adım sesi koridorun sonunda yankılandı. Gözleri, ince ve keskin hatlı, koyu saçlarını arkaya taramış bir adamı yakaladı. Deniz Aral.

O anda Lara’nın göğsünde bir şey kıpırdadı; tanıdık, ürpertici bir his. Yıllar önce unuttuğunu sandığı, büyük yanılgılar ve kırık hayallerle örülü o geçmiş, şimdi çok yakın, çok gerçekçi biçimde sarstı onu.

Deniz’in bakışları onu keskin bir bıçak gibi süzmüştü; yüzünde soğuk, hesapçı bir gülümseme belirdi. Lara dudaklarını ısırdı; boğazında ilk kelimeler düğümlendi. “Merhaba,” dedi Deniz, sesi derin, temkinli ama taşkın bir enerjiyle doluydu.

“Lara,” dedi kendi kendine, bu ismin ağırlığını omuzlarında hissederek. “Burada, seninle karşılaşmak…”

“İyi günler,” diye karşılık verdi Lara, tedirginliğini saklamaya çalışarak ama gözleri dikti Deniz’e. “Bugün ilk günüm.”

Deniz başını hafifçe eğdi; gözleriyle onu puanlıyor, ölçüyordu. “İyi bir başlangıç yapmak zorunda olduğunu bilmeni isterim.”

“Bunu zaten biliyorum,” dedi Lara, sesinde titizlikle bastırılmış bir gurur vardı. “Burada, geçmişimden tamamen farklı bir şey inşa edeceğim.”

Deniz’in gülümsemesi biraz daha büyüdü; yüzünde hem tanıma, hem de meydan okuma vardı. “Güzel sözler. Bakalım, gerçek olandan ne kadar uzakta kalacaklar.”

Lara kalbinin sıkıştığını hissetti. Bir şeyler söylenmeli; ama kelimeler donuk, takılıp kalmış gibiydi dudaklarında. Deniz birkaç adım öne geldi; aralarındaki mesafe azaldı ve soğuk bir elektrik doldu o boşluğa.

“Bu şehirde birbirimizi yok etmeden yürüyemeyeceğimizi düşünme,” dedi Deniz, gözlerinde kıvılcımlar parıldayarak. “Yeniden başladığını mı sandın? Daha yeni gerçek bir savaş başladı.”

Lara gözlerinde ateş ve buzun çelişkili kıvılcımlarını taşıyarak, dik bir sesle yanıt verdi: “O zaman savaşalım, Deniz. Ama unutma, küllerden doğan fırtına kolay söndürülmez.”

Kapı arkasında istemsizce vuran bir tıkırtı, tam o anda odanın dış kapısına vuruyor gibiydi; dışarıdan gelen adımlar, gizemli bir melodiyi bozan ani bir enstrüman gibi.

Lara ve Deniz, birbirlerinin gözlerinde bir anlığına dondu.

Ve o an, İstanbul’un o karmaşık sabahında, iki eski düşman yeniden karşı karşıyaydı; hikayenin küllerindeki ateşi bulacak ilk kıvılcım, işte tam burada, tam şimdi atılmıştı.