Noveliqa EmblemNoveliqa✦
探す
ランキング
ライブラリ
ログイン
NoveliqaNoveliqa

小説やウェブ漫画をいつでも — 恋愛、復讐、ファンタジーなど。

クイックリンク

  • ホーム
  • 発見
  • リワード
  • ブログ

リソース

  • FAQ
  • お問い合わせ
  • マイアカウント

最新情報を受け取る

新着チャプターと限定オファーをお届けします。

© 2026 Noveliqa. 無断転載禁止。

プライバシーポリシー利用規約クッキーポリシー

大きな物語を、一話ずつ。

NoveliqaMalikanedeki Son Şifre / Gizemli Ölüm :0%
ログイン

第{{num}}話 1

Gizemli Ölüm

İstanbul’un nemli havası, akşam serinliğiyle birlikte bile boğucuydu. Selin Yılmaz, dar ofisinin camından dışarı baktığında, Boğaz’ın solgun ışıkları arasında kaybolan şehir siluetini izliyordu. Parıldayan gökdelenler, geceye doğru karışan trafik ışıkları, hepsi bir anlamda şehrin karmaşık ve karmaşıklaşan sırlarını saklıyordu. Selin’in parmakları masanın üzerinde titriyordu; arkasında kalan uzun, sessiz yılların yükü hâlâ omuzlarındaydı.

Telefonu acı bir şekilde çaldı. Ekranda “Bilinmeyen” yazıyordu.

- "Selin Yılmaz?”

Sesi sertti; bir o kadar da dikkat dağıtan. Kadının içindeki alert alarmı anında tetiklendi.

- "Evet, ben. Kim arıyor?"

- "Ben, Murat Aslan’ın avukatıyım. Size kötü bir haberim var... Cemal Aslan vefat etti. Evinde."

Oda sanki bir anda buz kesti. Selin’in kalbinin içinde, derinlerde bir yerde, yavaşça bir şeyler kırılıyordu.

- "Evinde mi? Ne zaman?" Kendi sesini yabancı buldu.

- "Az önce. Polis olay yerinde. Biz de sizi bir an önce haberdar etmek istedik. Size, ailesi adına..."

Ses telefonu kapadıktan sonra hala kulaklarında çınladı.

Cemal Aslan. İstanbul sosyetesinin adı her duyulduğunda fısıltılar yükselen, zenginliği ve gücüyle çevresinde bir hayranlık ve korku ağı örmüş adam. Ve şimdi sessizdi.

Telefonu kapattıktan sonra, zihninde eski yaralar tazelendi. Cemal’in oğlu Murat, yıllar önce yaşadığı o parlak, ama her zaman gölgelerle dolu Aslan malikanesine dönme çağrısı yapıyordu. Kendisinin dedektif olarak görev aldığı ilk davada bile bu ailenin adı karanlık ilişkilerle doluydu.

Gözlerini kapadı ve derin bir nefes aldı. “Adalet,” diye fısıldadı kendi kendine. “En azından bir kez.”

*

İstanbul’un kuzeyindeki yamaçta yükselen Aslan Malikanesi, gece karanlığında heybetli bir canavar gibi görünüyordu. Taş duvarlarının soğukluğu, yer yer büyümüş sarmaşıklarla kaplanmış, pencerelerinde kışın sertliğini hissettiren buzlu çizgiler vardı. Selin, kapıya doğru adım attığında topuklarının sesi büyük salonun boşluğuna yansıyordu. İçeride, zengin kristal avizeler altındaki ahşap zeminlere yansıyan ay ışığı derin karanlıklarla dans ediyordu.

Murat Aslan, onu girişte bekliyordu. Yüzü, yılların ağırlığıyla gerilmiş, ani bir gerilimle sıkı sıkıya kilitlenmişti.

- “Selin Hanım, teşekkür ederim geldiğiniz için,” dedi sesi hafif titreyerek, ama sert bir kararlılıkla.

Selin gözlerini kaçırmadı; Murat’ın bakışlarının ardında, sadece korku değil, bir o kadar da kontrol çabası vardı.

- “Nasıl oldu?” diye sordu, konuşurken gözleri etrafta gezinerek herhangi bir gizli işaret arıyordu.

Murat ağır bir nefes aldı, elleri cebinde sıkı sıkıya kenetlenmişti.

- “Babam... Ofisinde ölü bulundu. Polis, intihar der gibi. Ama bunun intihar olmadığını biliyorum.”

O anda Selin, kalbinde sessiz, keskin bir kıvılcım yandı.

- “Neden böyle düşünüyorsunuz?” diye ısrar etti.

Murat tereddüt etti, sonra gözlerini yere indirdi.

- “Bugün öğleden sonra... Babam, annemle korkunç bir tartışma yaşadı. Evde olanları, kapıdan başka kimse tanık olmadı.”

Sessizlik çöktü aralarına. Selin, etrafındaki mobilyaların, eski tabloların göğüs kafesine indiren ağırlığını hissederken, göz ucuyla koridorun sonunda aralık kalan kapıyı fark etti. Sanki o kapının ardında, saklanan bir sır ya da kalıcı bir gerçek vardı.

- "O kapı…" dedi, yavaşça.

Murat başıyla işaret etti.

- "Babamın özel odası. Aile sırları, dediler. Girmeyi kimseye izin vermiyor."

Selin gözlerini kısıp, terazinin diğer kefesine baktı.

- "Girmek istiyorum."

Murat ne diyeceğini bilemedi. Sonunda, derin ve zor bir nefes aldı.

- "Ama burası sadece başlangıç…” dedi, sesinde hem uyarı hem de bir tehdit vardı.

Selin kapıya doğru yürüdü. Parmağı yavaşça çerçeveye değdiğinde, içinde donuk ve keskin bir soğukluk hissetti. Kilit, basit görünüyordu, ama öyle değildi. Parmak izlerine rağmen, birisi çok yakın zamanda oraya dokunmuştu.

Anahtarı çıkardı, kilidi çevirdi. İçeri girerken, odanın içindeki yoğun, keskin bir odun ve eski kağıt kokusu onu boğdu. Duvarlarda, sert ışıkların altında eski aile portreleri gözlerinin önünde dans ediyordu. Eski tahta kutular, regallerde tarih kokan kitaplar... Fakat bir köşede, bir masanın üzerindeki küçük dijital cihaz göze çarpıyordu. Üzerindeki ekran titreşiyor, bir şeyler çözülmeyi bekliyordu.

Selin cihazın yanına eğildi, görüntüyü büyüttü. Gizemli bir şifre, ekranda yanıp sönüyordu.

Kalbi sanki tekrar hızlandı.

Bu, sadece bir ölüm değildi. Bu, oyunun başlangıcıydı.

*

Gecenin sessizliğinde, malikanenin ağır kapısı ardında kapanır kapanmaz Selin’in gözleri parladı.

Çünkü o şifre, geçmişin derinliklerinden fısıldayan bir çağrının ilk işaretiydi.

Ve Selin’in bilinçaltında, bunu kimsenin öğrenmemesi gerektiği sonucuna varan bir korku boy gösterdi.

Kim, neyi gizliyordu?

Selin, gözlerini kırpmadan, parmaklarının arasındaki cihazın üzerindeki o hızla değişen rakamlarda gizli bir anlam aramaya başladı.

O anda, korodaki eski tablolar arasında ince bir çıtırtı duydu.

Bir adım sesiydi.

Birisi ona doğru geliyordu.

Sessizlik, aniden parçalanırken, Selin hazırlandı.

Yalnız değildi bundan sonra. Ve malikanenin karanlığı, gerçeklerin üstünü örtecek kadar kalın değildi.

Soru tek bir noktadaydı:

Kim yaşıyordu?

Kim öldürmüştü?

Ve daha da önemlisi…

Gerçek şifre neydi?

---

Son!