第{{num}}話 1
Yağmur, Venera Malikanesi’nin ihtişamlı cephesine aniden vurur. Gökyüzü, akşamın alacakaranlığında kükreyen öfkeyle kararır; rüzgâr eski çınar ağaçlarının dallarını hırçın hırçın savurur. Aslı Yılmaz adımlarını hızlandırır, topuk sesleri mermer taşları oltacı gibi yankılanır. Ellerindeki dosya ağırdır, ama kalbindeki yük daha da fazla.
Girişte, zarif elbiseleriyle bir grup yüksek sosyete üyesi, içine sinmeyen kahkahalarla kısa sohbetlere dalmış. Orkestranın tınısı ve kristal kadehlerin çarpışı, dışarıdaki fırtınaya inat bir sahte neşe yaratıyordu. Lakin Aslı için bu kısır kutlama bir göz boyamadan ibaretti.
“Dedektif Yılmaz, hoş geldiniz.” Demir Venera'nın keskin sesi, karanlık bir köşeden çıkar gibi gelir.
Aslı, yavaşça gözlerini ona çevirir. Demir, iri yapılı, sert bakışlarıyla kalabalığın içinde parıldayan bir gölge gibi. Yüzündeki soğuk tebessüm, servetin ve gücün ördüğü kalın duvarların ardındaki acı gerçeği saklar gibidir.
“Teşekkür ederim. Hemen başlamalıyız.” Aslı’nın sesi sert, kontrolü elinde tutmaya çalışan biri gibi.
Demir yaklaşır; gözleri onun geçmişe saplanmış suçlu noktasını okurcasına süzer.
“Veliahdımızın gecesi mahvolacaksa, bu durum ailemizi mahveder. Anlayışınız için teşekkür ederim.”
Kalabalık, bu sözlere rağmen çoğu laf yerine bakışları kaçırır. Aslı, burada herkesin sırlarla kuşatıldığını hisseder. Yüksek tavanlı salonun sıcak ışıkları altında bile, bu sırların soğukluğu hemen hemen herkesin tenine sinmiştir.
Tam o anda, kalabalık arasında bir çığlık yükselir.
Aslı, bütün dikkatini o yöne çevirir. Merak, korku ve şüphenin çakıştığı an. Sahnede, Demir’in yüzü kaskatı kesilir.
“Veliahd... Ölü bulundu...” Başkasının sesi değil, bir yardımcısının sesi yankılanır.
Herkes birden hareketlenir, panik dalgası büyük bir göktaşı gibi salonu kasıp kavururken Aslı'nın kalbi atışlarını hızlandırır. Karanlık bir gölge, görkemli malikânede hayat bulmuş demektir. Ve o gölge, hiç şüphesiz tüm karanlık aile sırlarını su yüzüne çıkaracaktır.
Aslı hızla kalabalıktan sıyrılır, ölümün kol gezdiği koridorlarda yürürken ayak sesleri yankılanır. Kısa bir koridorda, duvarda asılı, eski püskürmüş ama dikkat çekici bir notu fark eder: “Gerçek, karanlığın içinde değil, onu gizleyenlerin cümlesindedir.”
Parmak uçları titrerken notu sımsıkı tutar. Bu küçük parça, fırtınanın içinde açılan ilk yara derinliğidir.
O anda içini soğuk bir korku kaplar.
Kimin ihtiyaç duyduğu, kimin yüzleşmeye cesaret edemediği o gerçek, şimdi Aslı’nın önünde durmaktadır.
Ve bu, sadece başlangıçtı.
Kapı sertçe çarpar; dışarıdaki fırtına içeriyle birleşir. Malikâne sessizleşir, gerilim her nefes alışta biraz daha kalınlaşır.
Aslı, nottan gözlerini ayırmaz.
“Venera Malikanesi’nin sırrı, güneşin batmadığı yerde saklı...” diye fısıldar kendi kendine.
O sırada, bir gölge daha belirir arkadan...
Ve kelimeler boğazında düğümlenir.
---
Bölümün sonu. Yeni ve karanlık sırlar için hazır mısın? Malikanenin kapıları ardında daha neler saklı? Devamı için beklemede kal!