Noveliqa EmblemNoveliqa✦
探す
ランキング
ライブラリ
ログイン
NoveliqaNoveliqa

小説やウェブ漫画をいつでも — 恋愛、復讐、ファンタジーなど。

クイックリンク

  • ホーム
  • 発見
  • リワード
  • ブログ

リソース

  • FAQ
  • お問い合わせ
  • マイアカウント

最新情報を受け取る

新着チャプターと限定オファーをお届けします。

© 2026 Noveliqa. 無断転載禁止。

プライバシーポリシー利用規約クッキーポリシー

大きな物語を、一話ずつ。

NoveliqaGizli Tacın Ardındaki Alev / Kayıp Mirasın Gölgesinde :0%
ログイン

第{{num}}話 1

Kayıp Mirasın Gölgesinde

Sabahın ilk ışıkları, küçük kasabanın tozlu sokaklarına mahcup bir şefkatle süzülüyordu. Nilay Miray henüz uyanmamıştı. Üzerindeki ince battaniyenin soğukluğunu terse çevirip, içten gelen o sızıntıyı bastırmaya çalıştı. Duvardan yansıyan güneş ışığı, odanın köşesindeki salon çiçeğinin yapraklarını altın tonlarına boyamış, ama o an Nilay’ın dünyası hâlâ griydi.

“Bir gün... Bir gün her şey değişecek,” diye fısıldadı kendi kendine, dudaklarının arkasında beliren kırılgan umutla. Her zamanki gibi eski ve tek kişilik yatağından kalktı, soğuk zemine ayağını bastığında, içini yakan rutininin görkemli düşleriyle çelişmesini hissetti.

Kasaba, yılın o saatlerinde anısına baş eğermişçesine sessizdi. Günlük pazarda henüz hayat yeni uyanıyor, esnaf yavaş yavaş dükkanlarını açıyordu. Nilay’ın odasının penceresine vuran hafif esinti, onun saçlarını hafifçe karıştırdı—o günün sıradanlığı içinde bile ufak bir serüven kokusu taşıyordu. Ama bu serüven zamana sıkışmış bir rüya mıydı, yoksa çok uzaklarda onu bekleyen gerçek miydi?

Tükenmiş bir kahvaltıyı yuttu, gözleri pek de kalmadığı okul çantasına takıldı. Bir yandan evin kokusuyla karışan bayat ekmeğin yanında, annesinden kalan eski bir kolyeyi dudaklarına götürüp öptü. O kolye, onun gizli hikayesinin tek tutunma noktasıydı.

“Nilay!” diye bağırdı annesinin sesi koridordan gelirken. “Çabuk ol, geç kalıyorsun!”

Kapının dışında annesinin endişeyle dolu yüzü belirdi. İki insan arasındaki sessiz bir karmaşa vardı; kelimelerin ağır ağır yavaşlayıp, anlamların gözlerle tokalaştığı bir an. Nilay, annesinin bakışlarındaki belirsiz ağırlığı fark etti. O bakışta kendini sorgulayan gizem vardı.

Güneş yavaşça yükselirken, Nilay okul yolunda kasabanın dar sokaklarında yürüyordu. Yolların ucunda, yaşlı çınar ağaçlarının arasında, küçük bir kafede oturan yaşlı adamın gölgesi ona doğru doğruldu. Gözleri çakır, titrek elleri bir fısıltı gibi tuttuğu deftere dalmıştı.

Aniden, adam başını kaldırdı. Siyah kabanının yakasını sertçe kaldırırken, dudaklarında beliren sinsi bir tebessüm, Nilay’ın kalbinde ani bir ürperti yarattı.

“Sen... beklediğim kişisin,” dedi adam sessiz ama keskin bir tonda. “Belki de farkında değilsin, ama seninle ilgili sırlar var. Çok eski sırlar…”

Nilay adımlarını durdurdu, ciğerlerine dolan soğuk havayla birlikte içini bir ateş yaktı. O adamın sözleri, yıllardır içinde gizlediği hikâyenin kıvılcımı gibiydi.

“Beni daha önce görmediniz,” dedi adam, gözleri kasabanın sessizliğini yarıp geçercesine sabırlı ve yürek burkucu.

Nilay’ın nefesi kesildi. Gözlerini adama dikti ve kalbindeki en derin korkuyu hissetti: Kendi geçmişinin, gözler önüne serileceği an çok yakındı.

Adım adım uzaklaşan adamın ardında, kasabanın dar sokakları gizemle dolup taşıyordu. Nilay, bilmediği o eski dünyaya açılan kapının eşiğinde duruyordu ve bir sonraki nefesin, tüm hayatını değiştireceğini biliyordu.

Kapı hafifçe aralandı. Kasabanın üzerine inen gölge biraz daha karardı. Sessizlik, ufuktaki en uzak yıldızı yutmaktan çekinmiyordu.

Ve o an—kapının tokmağı hafifçe tıklandı.

——— (Devam edecek...)