Capítulo 1
Mega Şehir’in kalbinde, gece dünyanın tüm renklerini yutmuş, neon ışıklar gökdelenlerin camında çürümüş bir rüyanın yansıması gibi titreşiyordu. Yukarıdan bakınca, bu ışıltılar sonsuz bir ağa benzer; elektrikle dolu, umut ve umutsuzluk arasında gergin bir gerilimle nefes alan bir canavar. Leyla Karan, çelik ve camdan inşa edilmiş bu devasa labirentin içinde bir gölge gibi süzülüyordu.
Az önce daha önce hiç karşılaşmadığı bir şey hissetmişti; zamanın kendisini yavaşlattığı, sonra sessiz bir çığlık gibi tekrar hızlandırdığı o ürkütücü an. Adımlarını hızlandırdı. Sokak lambalarının titrek sarı ışıklarının altında, yürüyenlerin yüzlerinde donuk bir şaşkınlığa tanık oldu, sanki herkes aynı satırı defalarca okumaya çalışırken aniden kelimeler silinmiş gibiydiler.
Leyla’nın parmakları cebinde hafifçe titredi, iletişim cihazından bir mesajın titreşimini bekledi. Ancak ekran siyah kalıyordu. Hafifçe daraldı göğsü; zaman ve teknoloji arasındaki o kusurlu boşlukta sıkışmıştı. Bu hissi tarif etmek mümkün değildi — zamanın döngüsü... tamamıyla gerçek.
“Bu olmuyor. Tekrar mı başa sardık?” diye mırıldandı kendi kendine.
Neon yansımaları arasında, çevresindeki yapay zekaların fısıltıları yükselirken, Leyla kendini bir deneyin içindeymiş gibi hissetti. Gözleri apar topar etrafını taradı. İnsanların yüz ifadeleri donuktu ama içlerindeki karmaşık dijital zihinler bir şeylerin yanlış gittiğini haykırıyordu. O an, Mega Şehir’in görkemli yapısı altında, zamanın acımasızca parçalandığı o noktadaydı.
*
Sabah saatleri olmasına rağmen, şehrin dört bir köşesinde garip bir donukluk vardı. İnsanlar, otobüs duraklarında birbirlerine aynı soruyu sormaktaydılar, “Bugün kaçıncı gün?” Böyle anlamsız, ama aynı zamanda korkunç bir soru. Leyla’nın zihninde ise daha sancılı bir kaygı büyüyordu.
Dedektiflik karanlıkta ışık aramaksa, şimdi Leyla adeta bir labirentin tam ortasındaydı. Elindeki veri tabanına hızlıca baktı; zaman döngüsüyle alakalı ilk uyarılar dün gece başlayan raporlarda toplanmıştı. Ancak ağızdan ağıza yayılan dedikodular, doğrulardan çok daha derin bir korku barındırıyordu.
Bir kahve dükkanının camında yansımasını gördü. Yorgun, gözlerinin kenarlarında çizgiler, kaşları çatık. Ama asıl dikkat çekici olan, gözlerinin içine sinmiş tarifsiz bir boşluktu. Bu boşluk, zamanın kısır döngüsünde kayboluşun sessiz ağrısıydı.
Tam o sırada telefonu cızırtıyla titreşti. Mesaj gelmişti.
> “Tekrar başladı. Aynı gün. Hepimiz hapsolduk. Yardım et — E.K.”
Eren Demir’in ismi, Leyla’nın kalbini buz gibi bir sarsıntıyla titretti. O, zamanın karanlık yüzünün efendisi; ölümsüzlüğünü inşa etmek için zamanı bükmeye çalışan adamdı.
Leyla dudaklarını sıkı sıkıya kapadı. "Bu, onun oyunu..." dedi sessizce.
*
Mega Şehir’in en yüksek kulesine doğru yürürken, tüm çevreyi saran elektrikli soğuk nefesini derin çekti. Kuleye yaklaştığında, gökyüzünden aşağı akan neon ışıkları cılız bir yağmura benziyordu. Beyni hala döngünün mantığını çözememişti ama tek emin olduğu şey vardı: bu sıradan bir tekrar değildi.
Cep telefonunu çıkardı, kayıtlı günlük seslerini açtı. “Gün 1, saat 07:12... Mega Şehir’de garip bir zaman anomalisi tespit edildi.” Kendi sesinin tanıdığı metali gerginlikle titredi. Ama saniyeler sonra, kayıt aniden donup tekrar başladığında, Leyla anladı: aynı saat, aynı kelimeler, aynı cümleler.
Kalemi ve defterini bir çantasından çıkardı, çizdiği süreklilik döngüsünde defalarca tekrarlanan birkaç kelime vardı;
Zaman. Kapanan kapı. Kaçış yok.
Daha fazla açıklama gerekmeden, elleri dondu bir an için. Dizlerinin bağı çözüldü sanki; bu sadece bir zaman döngüsü değil, insanın aklına nasıl zarar verebileceğinin en karanlık kanıtıydı.
*
Günler, saatler, saniyeler tekrar ediyor... ve Leyla tekrar aynı sabaha uyandı.
Bir an durakladı; kendini gözleri açık halde yatakta bulmak, terlemekteydi. Gözlerini ovuşturdu. Gökyüzünün puslu yumuşaklığı yeniden odamı doldurmuştu.
Ama kesin olan tek şey vardı:
Her şey hiç bitmeyecekti.
Birkaç saniye içinde, cep telefonundaki titreşim başladı — yeniden aynı mesaj.
> “Tekrar başladı. Hepimiz hapsolduk...”
Leyla’nın nefesi kesildi.
Tam kalkmak için hareket ederken, kapı aniden arkasında gıcırdayarak açıldı.
Gölgede bir siluet belirdi.
Ve şehrin sonsuz döngüsünde, bu gizemli figürün sırrı ona hakim olacaktı.
**——— Sonraki sayfada devam edecek...**